Işıl Boy Ergül

Yükseköğretimde Eğitim Teknolojileri

 

Teknoloji ve bilimin hızla ilerlemesi her alanda olduğu gibi eğitimde de büyük bir değişimin başlamasına yol açıyor. Anasınıfından yükseköğretime kadar her seviyede yapılan eğitim-öğretim etkinlikleri çağın getirdiği yeniliklerle birlikte değişim gösteriyor.

 

Ders materyallerinin, proje ve ödevlerin, öğretmen-öğrenci iletişiminin ve hatta sınavların bile sanal ortama taşındığı günümüzde yükseköğretim seviyesindeki öğrencilerin teknoloji kullanımı önem taşıyor. Diğer yandan eğitim teknolojilerinin her seviyede olduğu gibi yükseköğretimde de kullanılması, öğrenciler için soyut konuları somutlaştırma ve bilgiye kolaylıkla erişme imkânı sunuyor.

 

Uzaktan eğitim ve ters-yüz edilmiş sınıflar

Eğitim teknolojilerinin ana başlıklarından biri olan uzaktan eğitim kavramı, bir zamanlar sadece “açıköğretim fakültesi” ile anılıyordu. Ancak şimdilerde pek çok üniversite kendi uzaktan eğitim birimini kurdu ve Türkiye’nin dört bir yanındaki öğrencilere online eğitimler sunuyor. Hayat boyu öğrenmenin bir hayli vurgulandığı bugünlerde, sanal ortamda eğitim-öğretim faaliyetlerinin gerçekleşmesini sağlayan uzaktan eğitim teknolojileri, bilgiye ulaşımı kolaylaştırdığı gibi eğitimde fırsat eşitliği de sağlıyor. Eğitim hayatına çeşitli sebeplerden devam edemeyen insanlar için zaman/mekân kısıtlamasını ortadan kaldırdığı ve birçok insanın ön lisans, lisans ve yüksek lisans derecelerinde diploma sahibi olmasını sağladığı için uzaktan eğitim yükseköğretim sürecinde büyük fayda sağlıyor.

Öğrenme ortamını ters-yüz etme anlamına gelen “Flipped Classroom” modeli bazı üniversitelerde uygulanıyor. “Flipped classroom” son yıllarda yeni bir yöntemmiş gibi sunulsa da çoğu eğitimcinin yıllardır takip ettiği bir model. Burada öğrencilere derse gelmeden önce izlemesi ya da araştırması gereken bir konu veriliyor ve öğrenci derse gelmeden önce konuyu öğrenmiş oluyor. Böylece öğretmenler de, zaten konuyu öğrenmiş olan öğrencilerinin anlamadıkları noktalara odaklanarak zamanı daha verimli ve etkili kullanabiliyor. Öğrencilerin dikkatini daha rahat toparlayabildikleri ve öğrenmeye daha açık oldukları ders saatlerinde ise konular verimli aktivitelerle pekiştiriliyor. Aynı zamanda bazı derslerde oyunlaştırmanın etkilerini görüyoruz. Oyunlaştırma sayesinde öğrenciler keyif alarak hedeflenen konuyu öğreniyorlar.

 

Günümüz öğrenme ortama: Sosyal medya

Hiç şüphe yok ki, yükseköğretim seviyesindeki öğrencilerin büyük çoğunluğu günlük hayatlarında sosyal medya araçlarını aktif olarak kullanıyorlar. Sosyal bir birey olan öğrencilerin gün içinde teknoloji ile etkileşimli olmasının en önemli sebebi sosyal medya diyebiliriz. Günümüzün en yaygın teknolojisi olan sosyal medya da eğitim-öğretim sürecine dahil edildiğinde öğrencilerin büyük bir bölümü öğrenme sürecine aktif olarak katılıyor.

Sosyal medyanın eğitim sürecine dahil edilmesine şöyle örnekler verebiliriz: Facebook’ta oluşturulan grup üzerinden paylaşım yapılması, Twitter’da bir hashtag altında buluşmak, tüm öğrencilerin katkıda bulunabildiği bloglar oluşturmak, video paylaşım sitelerinde oluşturulan kanallarda paylaşımda bulunmak vb. Unutulmaması gereken bir nokta, sosyal medyayı derslerde kullanmadan önce öğretmenlerin mutlaka sosyal medya güvenliği ile ilgili öğrencileri bilgilendirmesidir.

 

Sanal gerçeklik ile hayatımız dijitalleşiyor

Son zamanlarda adını sıklıkla duyduğumuz artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, karışık gerçeklik, 3 boyutlu yazıcılar ve hologram gibi teknolojileri de yükseköğretim seviyesindeki sınıflara taşımak mümkün. Bilgiyi somutlaştırmak ve öğrenmeyi kalıcı hale getirmek için yapılan bu uygulamalar öğrencileri motive ediyor. Örneğin bir biyoloji dersinde sanal gerçeklik gözlüğü ile hücrenin içinde gezen bir öğrencinin yaşadığı bu deneyimi unutması pek mümkün gözükmüyor.

Mühendislik öğrencilerinin de projelerine ait prototipleri 3 boyutlu yazıcılar ile basmaları mümkün. Öğrencilerin bu teknolojiler ile etkileşimi arttıkça ve ortaya ürün çıkarttıkça alanlarına olan ilgisi ve motivasyonları artıyor. Bu yüzden üniversitelerde özellikle fen, teknoloji ve mühendislik alanlarında sanal gerçeklik laboratuvarlarının kurulması, 3 boyutlu yazıcılar ile öğrencilerin tanıştırılması oldukça büyük önem taşıyor.

 

Renklenen dersler

Web teknolojileri geçmişten günümüze kadar birçok gelişim gösterdi. İnternette ilk tanıştığımız web teknolojisi olan Web 1.0’da kullanıcalar daha pasif bir rol izliyor ve yalnızca bilgiye erişebiliyorlardı. İlerleyen teknoloji ile Web 2.0 teknolojileri gelişim gösterdi ve kullanıcılara bilgiye ulaşmaktan çok daha fazlasını sundu. Artık kullanıcılar bilgi oluşturabilir, paylaşabilir ve diğer kullanıcılarla etkileşim kurabilir hale geldi.

İnternet dünyasındaki sınırlar bu kadar genişleyince, birçok web sitesi sınıflarda kullanacak şekilde tasarlandı veya bu amaçla tasarlanmasa da sınıfta kullanıma uyarlanabilecek hale geldi. Biz bu web sitelerini, ait oldukları web teknolojileri ile isimlendirerek Web 2.0 araçları diyoruz. Bu araçlar öğrencilerin dikkatlerini çekiyor ve daha etkili bir öğrenme fırsatı sunuyor. Ayrıca öğretmenler için de ders planlama sürecinden ders işlemeye kadar birçok adımda büyük kolaylıklar sağlıyor.

 

Teknolojinin derslere entegrasyonu

Teknoloji kelimesi, bilmek anlamındaki “logos” ve sanat anlamındaki “techne” kelimelerinin bir araya gelmesi ile oluşuyor. Bu kelimeler Yunanca kökenli. Teknolojinin ise bir okulda kullanımı, derslere etkin bir şekilde entegre edildiği anlamına gelmiyor. Derslerde kullanılmak istenilen teknolojiler, öncelikle belirlenmiş hedefler doğrultusunda kullanılmalı.

Yabancı dil eğitiminde teknoloji büyük fayda sağlamasına rağmen maalesef hâlâ üniversitelerde yeteri kadar etkin bir şekilde kullanılamıyor. Çoğu üniversitede öğretmenler hâlâ çalışma kağıtlarını bütün gün boyunca sınıfta yaptırıp doğru cevapları öğrencilere okuyorlar. Kökeni 1950’lere dayanan Davranışsal Psikoloji’nin en önemli isimlerinden B. F. Skinner’in öğretme makinalarında da görüldüğü üzere öğrenci, bilgisayar ya da tabletle çalışıp anında geribildirim alabilir. Bu sayede öğrenci, kendi hızında ilerleme imkânı bulur ve doğru cevabı anında öğrenir. Öğretmenin de üzerindeki yük bir nebze hafifletilmiş olur.

Bu noktada akıllara şu soru geliyor: “Teknoloji öğretmenlerin yerini alacak mı?” Tabii ki hayır. Ama teknolojiyi iyi kullanan öğretmenler artık bir adım değil, 10 adım önde olma şansını elde edecekler. Ayrıca şu da unutulmamalı ki, teknoloji kullanımında önemli olan teknolojiyi kullanmış olmak değil, doğru ve etkili kullanmış olmaktır. Aynı zamanda teknoloji kullanımına ölçme, değerlendirme sürecini de dahil etmek ve sorunları tespit etmek büyük önem taşıyor. Teknolojiyi kullanan kurumlar neyi amaçladıklarını en başından belirleyip bu amaçlar ışığında hareket etmeli, iyi ve kötü yanları tespit edip somut veriler ışığında ilerlemeli.

 

Özellikle eğitim fakülteleri açısından önemli

Üniversitelerde teknoloji kullanımı, özellikle eğitim fakülteleri açısından çok önemli. Eğitim fakültelerinden mezun olan öğretmen adayları teknolojiyi kullanmayı bilmiyorsa, meslek hayatlarına başladıklarında büyük problem yaşayabilirler. Bu hem özel sektörde, hem de devlet kurumlarında çalışmak isteyen adaylar için geçerli. Şu andaki çocukların kullandıkları teknolojilere bakarsak, öğretmenler ile aralarında bir uçurum oluşmaması gerekiyor.

Eğitim fakültelerinde öğretmenlerin eğitim teknolojilerini derse nasıl entegre etmesi gerektiği ile ilgili dersler verilmeye devam ediliyor. Öğretmen adaylarının gelecekteki öğrencileri için hazırlayacakları materyallerde teknolojiden nasıl yararlanmaları gerektiği, süreci nasıl yönetecekleri ve karşılaşabilecekleri durumlar bu derslerin içeriğini oluşturuyor.

İnternet ve sosyal medya kullanımı ile yakından ilgilenen öğretmen adayları bu derslere aktif olarak katılmakla beraber, yoğun ilgi de gösteriyor. Aktif öğrenme sürecinin yaşanmasının yanı sıra öğrenciler şimdiden birtakım materyaller hazırlayıp eleştiriler yaparak kendilerini 21’inci yüzyıl öğretmeni olmaya hazırlıyor. Bu süreçte derse giren öğretmenlere de önemli bir rol düşüyor. Ders içeriği gelişen teknoloji ile de şekillendiği için öğretmenler sürekli olarak araştırmalı, öğrenmeli ve hatta öğrencilerinden de araştırma yapmasını isteyerek öğrenmeyi karşılıklı hale getirmeli.

Derslerinde teknoloji kullanan ve bununla ilgili ölçme-değerlendirme yapmak isteyen öğretmenler ölçme-değerlendirme uzmanlarından faydalanmalı. Ayrıca eğitim fakültelerindeki son sınıf öğrencileri de bu süreçte staj yaptıkları okullarda, öğretmenlere araştırma sürecinde destek olabilirler, bu hem araştırma yapmak isteyip zamanı olmayan öğretmenler, hem de süreci yakından gözlemlemek isteyen öğretmenler için karşılıklı fayda sağlayacaktır.

 

Araştır, sorgula, paylaş

Özetle, teknoloji ile iç içe yaşayan bir nesil ile onların anladığı dilden konuşmalı ve eğitime onların sık kullandığı teknolojileri entegre etmeliyiz. ABD Çalışma Bakanlığı’nın 2012’de yayınladığı  rapora göre bugün eğitim gören çocukların yüzde 65’i henüz var olmayan mesleklerde çalışacak. Bu bize, teknolojinin hayatımız üzerindeki değişim gücünü adeta verilerle kanıtlıyor. Bu değişim ise öğrencileri de öğretmenler için bir bilgi kaynağı haline getiriyor. Yani söz konusu teknoloji olduğunda, öğretmenlerin de öğrencilerden öğreneceği çok şey oluyor. Bu noktada, eğitim teknolojileri hem öğrenmeyi yani öğrenci tarafını, hem de öğretmeyi yani öğretmen tarafını kapsıyor.

Biz eğitimciler, öğrencilerimizin karşısına sürekli yıllar önce hazırladığımız PowerPoint sunumlarıyla çıkmak yerine farklı teknolojileri derslerimize entegre etmeyi denemeliyiz. Yenilikçi ve gelişmeleri yakından takip etmek isteyen eğitmenler, Eğitim Teknolojileri Zirvesi (ETZ) gibi etkinliklere katılarak bilgi paylaşımında bulunup hem kendi gelişimlerine hem de bu gelişimin öğrencilere yansımasına katkıda bulunabilirler.

Ünlü eğitim felsefecisi John Dewey’in de dediği gibi; bugünün çocuklarını dünün yöntemleri ile eğitirsek onların yarınlarını çalmış oluruz. Öğrencilerimizi henüz bilmediğimiz mesleklere hazırlarken bilinmeyen bir geleceğe yeni nesiller yetiştirdiğimizi unutmadan, 21’inci yüzyıl becerilerini kazandırmayı hedefleyerek ve teknolojiyi etkin kullanarak eğitim vermeliyiz.

Bildiklerimizi dört duvar arasına kapatmamak ve bilmediklerimizi yokmuş gibi saymamak için; daha çok araştıralım, sorgulayalım ve  paylaşalım.



YAZAR:Işıl Boy Ergül

SOSYAL MEDYA HESAPLARINIZDA PAYLAŞMAK İSTERSENİZ: